Didim Apollon Tapınağı

Didim Apollon Tapınağı, Güney Ege gezimizin en önemli etaplarından biri. Apollon Tapınağı gezisi öncesinde Anadolu Mitolojisi hakkında biraz hatırlatma yapmak iyi olacak.

KUTSAL YOL

Zengin bir dönemde Miletos’tan Apollon tapınağına uzanan her iki tarafında heykeller yer alan görkemli bir yol vardı. Bir kuyu ve ağaç bulunan bilicilik (kehanet) alanı yüzyıllar içinde devasa bir tapınağa dönüşmüştü. Pers saldırılarından sonra Hellenistik dönemde tapınak devasa planla (bugünkü hali ile) yeniden inşa edilmişti. Didim Apollon Tapınağı kutsal yolun başlangıcı olarak da kabul edilebilir.

             

APOLLON TAPINAK MÜZESİ

Anadolu’da gezdiğim bir çok antik kentte görmediğim devasa sütun kesitlerini burada her yere dağılmış bir biçimde görüyorum. Efsane M.Ö. 1000. yıldan önce başlıyor burada. Apollon çoban Brankhos’la tanışır ve dürüstlüğünden etkilenir. Ona hediye olarak bilicilik ve kehanet özellikleri verir. Suya bakarak kehanette bulunan Brankhos bugünkü müzenin olduğu yerde ilk tapınağı kurar. Brankhos tan sonra gelen ardılları da burada bilicilik yapmaya devam eder. Bilicilik kehanet her ne dersek diyelim sonraki 1000 yılda buranın önemli bir merkez olmasını sağlıyor. Anadolu’da ve özellikle Ege’de bilicilik ve kahinlik buraya ilk yerleşimlerin olduğu M.Ö. 10 bin yıl öncesinde de izlerini taşıyor. Önce Bahçeye iniyorum Medusa’nın meşhur heykelini es geçerek. Bahçede ilk karşıma çıkan bilicilik kuyusu karşıma çıkıyor. Izgara ile korunan kuyudan şöyle bir geleceğe doğru bakıyorum. Kurbağa ve yosun dışında bana gözüken pek de bir şey yok. Didim Apollon Tapınağı bugün iyi bir revizyon görmüş olsa devasa bir yapı ortaya çıkacak aslında.

Kuyudan Hemen sonra iç içe dairelerin olduğu ilginç bir alan karşıma çıkıyor. Sanırım kuyudan kehanetlere baktıktan sonra kahin burada oturup dinlenip gördüklerini dillendirdiği yer olsa gerek. Arkamı döndüğümde ise tapınağın tam karşısında durup güzel resimlerini çekiyorum. Sütunların alt bilezikleri incelendiğinde desenler göz kamaştırıcı güzellikte. Bazıları kırılıp dökülmüş olsa da bir çok çerçevede betimlemeler mevcut. İşin kötüsü nasıl bir zihniyet mevcut ki Anadolu’da yapılan tüm heykellerin cinsel bölgeleri ve kafaları kırılmış. Bir heykele heykel olarak bakamayacak kadar aciz bir durum. Kadın heykeller de cabası onları artık herhangi bir müzede gören var mı bilmiyorum hepsi ortadan kaybolmuş gibi. Sanırım Perslerin torunları veya zihinleri aramızda yaşamaya devam ediyor.

Kalan sağlar bizimdir diyerek tapınağın tünel girişinden tapınak avlusuna geçiyorum. Bafa gölünden( o dönemde Bafa Denizi) getirilen mermer kaideler akıllara durgunluk verecek büyüklükte. işin ilginç tarafı bu büyük mermerleri bugün bile tek bir vinçle kaldıramıyor olmaları. Tapınağın restore edilmesi halinde Türkiye’nin en büyük antik hazinelerinden biri ayağa kalkacaktır.

DİDİM veya DİDYMAİON Miletos kentinin Kutsal Alanı Kutsal yolun sonundadır ve Didim Apollon Tapınağı olarak bilinen bu yer Apollon’un ikiz kardeş olmasından dolayı Didymaion olarak bilinmekteydi. Kutsal yolun kenarında yer alan heykellerin neredeyse tamamının British Museum’da olduğunu üzülerek söylemek zorundayım.

Gorgon kardeşler mitolojide Phorcys ve Ceto’nun korkunç kızları olarak bilinirler. Medusa, Euryale ve Steno adlı bu 3 kardeşten sadece Medusa ölümlüdür ve Medusa ve kardeşleri korkunç olmanın yanı sıra saçlarında yılanlar olması veya yılanlardan saçları olmaları ile ünlüdürler. Medusa Anadolu geçmiş tarihinde çok fazla kullanılmış ve tam olarak ne anlam ifade ettiğini anlamak biraz zor. Ancak kimileri için bir şifre kimileri için bir anahtarın karşılığı olan bir kilit. Üstelik ters Medusa başı kullanımı durumu daha da garip bir hale sokuyor. Apollon Tapınağı Didim yurt içinde ve dışında bu kadar ünlü olmasını biraz da Medusa’ya bağlı aslında.

Klasik Mitolojide Medusa: Mit lerin başladığı zamanlarda Medusa dünyalar güzeli bir kızmış, öyle ki mitolojik tanrıların bir çoğu ona aşık oluyormuş . kendini Zeus’a adayan Medusa iki kız kardeşi ile beraber Athena’nın tapınağında yaşarlarmış. Ancak Athena Poseidon ile berabermiş ve Poseidon gözünü Medusa’dan alamıyormuş. Zeus’tan durumu öğrenen Athena Poseidon’u sorguya çekmiş. Poseidon inkar etmiş ancak giderek Medusa’ya daha fazla aşık olmuş. Birgün Medusa’ya sahip olmuş ve bunu sürekli olarak devam ettirince Athena durumu öğrenmiş. Aşkından sinirinden ve kıskançlığından Athea Medusa ve kardeşlerini cezalandırmış. Ona bakılmaz bir hale sokmanın yanı sıra bundan böyle kimseye etkili bakamasın diye onun yüzüne bakanların taşa dönmesi için onu lanetlemiş. Lanet olsun sana Medusa demiş kısacası.

Athena Medusa’ya bunları yapmakla kalmamış aynı zamanda onu Hyperborea’ya sürgün yollamıştır.

Not: (Hyperbora Bugün en kuzeydeki yer anlamına gelse de aslında kayıp kıta Atlantis’in deniz üzerinde bulunan 3 yada 4 ana karasından biri olduğu söylenmektedir. Arktika, Svalbard, Grönland olarak baktığımızda Presesyon öncesinde burada batmadan önce bir kıta daha daha olduğu sanılmaktadır.) Didim Apollon Tapınağı içerisinde geçmişe ışık tutan pek çok yazıt bulunsa da detaylı bir çalışma henüz yapılmamış.

Buraya sürgün giden Medusa’nın son olarak Athena tarafından gönderilen Perceus tarafından kesildiği söylenir. Perceus’un taşlaşmamak için Medusa’ya ayna kullanarak yaklaştığı belirtilir. Anlatımlara göre Perceus kafasını kestikten sonra düşmanlarını taşa çevirmek için uzun bir süre kullanmaya devam etmiştir. Hikayenin devamı olsa da Medusa’nın düşmanlara veya kötülüklere karşı kullanımı o dönem dininde devam etmiş ve Anadolu’nun bir çok batı bölgesinde Medusa başına rastlamak mümkün. Ancak çok ender biçimde Medusa’nın ters biçimde kullanıldığını ve bunun özel bir kullanım olduğunu düşünmemek mümkün değil. Ters kullanıma en belirgin örneklerden biri Yerebatan sarnıcındadır. Ancak sarnıçta su seviyesi medusa başını aştığında sudaki medusa yansımasının nasıl olduğuna ilişkin herhangi bir bilgiye maalesef ulaşamadım, ancak tüm ters kullanım yapılan yerlerde eskiden de olsa suya yakınlık veya suyun doldurabileceği bir alanda olması şimdilik bir ipucu olabilir.

 

APOLLON KİMDİR?

Mitlerin çoğunun Anadolu’da geçiyor olması eski dinler ve inanışlar konusunda yaşadığımız bu topraklarda çok fazla bilgi barındırması açısından oldukça önemli. Her geçen gün insanlığa ait yeni bir bilgi ve buluntu ile karşılaşmak ülkemizin yeni turizm zenginlikleri açısından oldukça değerli. Durum böyle olunca tüm ören yerleri ve geçmişleri giderek artan bir öneme sahip. Zeus bilindiği üzere bir çok hatunla beraber olup geniş bir çocuk nüfusa sahiptir. Leto ile Zeus birlikteliği Hera ve Zeus’tan önce başlamıştır ancak Hera Leto’ya dünyayı dar etmekte pek gecikmez. Kolos ile Phoebe’nin kızları olan Leto Zeus’la evlilğinden hamile kaldığı çocuklarını Hera’nın lanetinden uzakta doğurmak için kaçmaya başlar. Aşkına sahip çıkan Zeus Beoras’a (Bora) Leto’yu korumasını söyler, Beoras onu alıp Poseidon’a götürür.

Bu kovalamaca sırasında Leto’yu korumaya çalışan Poseidon ( Denizler Tanrısı Olarak da bilinir) Üç Mızrağı denize batırarak Leto için bir yarım ada (Delos Adası bugün bile ıssız bir adadır) ortaya çıkarır. Bu ilk doğum yeri biraz yunan görüşü olduğu için gerçek dışıdır. Apollon ise Anadolu çocuğudur, Likya’lıdır, Letoon’da doğmuştur. Bu toprakların adamıdır özetle. Uzun süren sancılardan sonra Leto ilk bebeği Artemis’i doğurur. Mitolojik Tanrı çocuğu olduğundan mıdır nedir kardeşi Apollon’u doğurmak isteyen annesi Leto’ya yardım eder Anadolu’nun bu güzel kızı.

Sonunda tüm bu zorluklar içinde binlerce yıl boyunca Anadolu’nun en sevilen ve sayılan tanrısı Apollon dünyaya gelir. Altın bir lir çalan Apollon Güneş, Ateş müzik, sanat ve şiirin tanrısıdır. kehanet yapan ve bilici olarak bilinir, aynı zamanda kehanet yapıcılığını insanlara aktarabilir. Apollon asla yalan söylemez ışığın ve gerçeğin tanrısı olarak bilinir. Kutsal ağacı defne olarak bilinir çünkü Daphne ye aşıktır ve peşinden ısrarla koşmuştur. Mitlerdeki bazı anlatımlarda Daphne bakire kalmaya yemin ettiği için Apollon’dan kaçarken kızkardeşi Artemis’ten kendisini saklamasını ister. Artemis te Daphne’yi bir ağaca dönüştürür ve onu gizler.Diğer bazı anlatımlar ise işe Eros’un karıştığını anlatan bir hikayedir. Apollon Tapınağı Didim

Apollon Okçu, Likya’lı ve Vulturus’tur. Gümüş yayın efendisi olarak bilinen Apollon’un Anadoluda okçuluğun önem verilmesi de bu nedenledir. Truva filmini izleyenler Truvalıların okçulukta ileri olduklarını ve Apollon tapınaklarını görmüşlerdir. Likya’lı olması ve Anadolu’lu olması doğup büyüdüğü topraklardan dolayıdır. Lyk yani ışıkla özdeş olması buradan kaynaklanır. Tıp ve iyileştirici olması veya hastalık verici olması da meşhur olan Apollon’un çocuklarından birinin adı Asklepios yani sağlık tanrısı olarak bilinmektedir.

MEDUSA ve APOLLON TAPINAĞI

Medusa’nın Apollon Tapınağı Didim tapınağında olması kehanet bilicilerinin ihtiyacı olan bir neden ile değil bence. Luvi uygarlığına ait izler bulduğumuz şu günlerde Hititçe’de Luvi olarak geçen Batı Anadolu halkının M.Ö. 2 binli yıllara kadar bugün Mitoloji dediğimiz ama gerçekte sadece onların yaşadığı din ve kültür olduğunu düşündüğüm izlerden kaynaklanıyor. ışık halkı ışık tanrısı luvilerin dinini bence bugün mitoloji olarak biliyoruz.

 

Apollon Tapınağı gezimizden sonra günün yorgunluğunu atmak için pansiyon otelimize geçerek bir sonraki noktamıza hazırlık yapıyoruz.