Ayasuluk Kalesinden ve İsabey Camiine ziyaretimizden sonra Artemis Tapınak alanına geçiyoruz . Camiden çıktığınızda 350 metre kadar ilerlemeniz yeterli.

M.Ö. 8. yüzyıla ait ilk izlere sahip Artemis’in bulunduğu yerde bir kaç mermerden başka bir şey görmek mümkün değil bugün. Ancak Artemis aslında bugün hala yerinde olsaydı Türkiye’nin sahip olduğu en büyük antik hazinelerden birincisi olacaktı. Yolda 10 kişiye sorsanız 9’u duş başlığı markası diyecektir Artemis için. Kıymeti bu kadar az bilinen ülkemde Artemis tapınağı yok hali ile bile turist çekmeyi başarıyor.

Yunanlı’lar Anadolu tarihine sahip çıkmaya meraklı olsalar da gerçek Anadolu tarihi ve kültürü bambaşkadır Yunanlarla İonlarla ilişkili ancak tamamen farklıdır. Kısaca tekrar etmek gerekirse Anadolu eski dinlerinde Apollon Anadolunun her köşesinde yer almaktadır. Güneş ve ışık tanrısı olarak bilinir. Adına tapınaklar heykeller kurbanlar verilmiştir. Hangi dine ve neye inandıkları bizi ilgilendirmese de Anadolu’da adına bu kadar fazla eser bırakılmış olması bizler için daha derin bir araştırma nedeni. Apollon Güneşi, kardeşi daha doğrusu ablası Artemis ise Ay’ı temsil eder. Ok ve yay ile her ikisi de ilişkilidir. Birkaç mermerden başka bir şey göremediğimiz ve bir dönem Dünyanın 7 harikasından biri olduğu söylenen tapınağın önemi Anadolu’nun eski dinleri olan dönemlere kadar gidiyor. Mitolojide Leto’nun çocukları olan Apollon ve Artemis Anadolu halkı için oldukça önemli. Zeus’tan daha fazla tapınak ve yazıtlara sahip olan Apollon ve Artemis için yapılan tapınaklar devasa bir yapıya ve mükemmel işçiliğe sahip. Tabi günümüzde bu Artemis’in mitolojide geçen Artemis olmadığı konusunda çeşitli farklı görüşler bulunmakta, ancak Anadolu’ya ait olan her şey bizim zenginliğimiz ve Artemis ve ondan kalan eserler de ülkemize getirilip tarihimize daha fazla eser katmamız ve bilgilere ulaşmamız gerektiği oldukça açık.

Devasa Arkaik yapı ise M.Ö. 550 yıllarında Lidya Kralı tarafından başlatıldığı biliniyor. 22 metrelik yüksekliği ile görkemi döneminde oldukça bir etki yapmış. 127 sütun gibi sayıya sahip olması onu Mısır piramitlerinden sonra insanlığın yaptığı en önemli eserlerden biri haline getiriyor. M.Ö. 7. yüzyıla ait bir tanrıça heykelinin tam ortasında olduğu bilinen yapı Kroisos döneminden bir kaç yüz yıl sonra Hellenistik dönemde inşa ediliyor. İlavelerin yapıldığı tapınağın yeni sütun sayısı kısa yönde sekiz uzun yönde ise 22 taneydi. Tarihe geçmek isteyen Herostratos tarafından 356 yılında yakılıp bir çok bölümü yıkılmıştır.

Meşhur olduğu dönemde Avrupa’nın batı ülkelerinden Çin’e kadar olan bölgeden adaklar gönderilmiş Artemis’e. Bir çok gezgin Artemis’i görmek için çok uzun yollar tepmişler. İlk mimarlarından birinin adı Knossoslu Khersiphron oğlu Metagenes olarak belirtilmiş. Tapınağa görkem katan en önemli özelliklerden biri de devasa 13 basamaktan sonra sütunların yükseliyor oluşuydu.

Kalıntılardan arta kalanlar her zamanki gibi yurt dışında. Almanya ve İngiltere bölüşmüşler tarihi birikimlerimizi. Sütunlardaki kabartmalı bölümlerin Kral Kroisos döneminden olduğu tahmin ediliyor. Artemis’in yurtdışına gitmeyen parçaları Efes, Selçuk kalesi ve en çok da İsa Bey camiinde yer alıyor.