Bursa Teleferik (Eski Teleferik Hattı)

TÜRKİYE’NİN İLK ve EN UZUN TELEFERİĞİ (ESKİ TELEFERİK HATTI)

Cumhuriyet öncesinde patika yolların ve eşekli ulaşım dışında bir ulaşımın olmadığı Uludağ’a Şose yol yapma fikri ise Eski Vali İsmet İnönü’nün danışmanı Kemal Gedeleç tarafından hayata geçirilmiştir. 1932 yılında Bursa’da Türkiye’nin ilk Kayak, Doğa ve Dağcılık sporları kulübü Bursa’da kurulmuştur. 1933 yılında Vali Fatin Güvendiren (Fatin Tepe adını buradan almıştır) tarafından ilk Otel yaptırılmıştır. Kayak ve Doğa Sporları Kulübü’nün işlettiği Kayakevi ise İsmet İnönü’nün Eşi Mevhibe Hanım tarafından yapılan yardımla 110 yataklı bir otele dönüştürülmüştür.

 

Uludağ’ın uluslararası kayak merkezleri göz önüne alındığında ulaşılabilirlik ve imkanları daha o günlerde önemini göstermiş durumdaydı. Zaman içinde kayak ve doğa sporlarına olan ilginin artışı Uludağ’ı daha da gözde hale getirdi. 1949 yılında 86 000 kişi nüfusa sahip Bursa için Uludağ’a çıkabildikleri Şose bir yol, yolun 24. km’sinde Kirazlıyayla’da bir oteli bulunuyordu. 1950 mt rakımda yer alan otelin ise lokantası, sıcak banyosu bulunuyordu. Açılan Kayak evi ise 2000 mt rakımdaydı. Tüm bunlar Uludağ’ın adım adım gelişiminin zaman içinde artacağını göstermekte ve ileri görüşlü insanlar için buraya raylı veya kablolu bir çıkış yolunun olması gerektiğiydi.

Hubert Sonderman Kimdir?

Bursa’nın yeşiline kimin aşık olacağını kimse bilemez elbette. Hubert Sonderman’da Bursa’ya dahası Uludağ’a aşık olan Alman bi vatandaş. Fizikçi mühendis vs. ancak en önemli yönü ise Bursa’yı teleferikle tanıştıran adamdır Hubert Sonderman. Alman Amca demişler ona vakti zamanında 1955 yılında Elektrik idaresi ile başlayan Teleferik rüyası işin içinden çıkılamayacağı anlaşılınca İsviçre’nin Teleferik firmalarından birine ihale edilmiş. Hubert Sonderman ise bu firmanın çalışanı olan Alman asıllı İsviçre vatandaşı bir fizik mühendisi. 1958 yılında başladığı Bursa yaşamı 1976 yılında Bursa’da sona ermiş ve Emir Sultan mezarlığına gömülmüştür.

 

   

 

 

Bursa Teleferiği oldukça zorlu şartlar altında yapılmıştır. Proje’nin hayata geçmesi ile birlikte Hubert Sonderman ekibini kurmuş ve ülkedeki teknik imkan ve imkansızlıklarla 5 yıl süren zorlu bir mücadeleye girişmiş. Ağaçların kesimi ,hattın temizlenmesini, beton zeminlerin dökülmesini direklerin montajı izlemiş ve ardından kablo hattının çekilerek dev motorunun sargılarına sarılması işlemi yapılmıştır. Eşeklerle yapılan yolculuklarla başlayan proje Türkiye’nin başyapıt projesine dönüşmüş.

29 Ekim 1963 Von Roll firması tarafından yapıldığı bilinen kabinlerin harekete geçtiği Teleferik’in açılış günüydü. Özellikle Bursa’lıların rağbet gösterdiği Teleferik zamanla Bursa’dan çok İstanbul müşterisine sahip olmuştu. 1963-2013 yılları arasında hizmet veren bu proje Bursa Belediyesi tarafından hattı uzatılmak suretiyle yenilendi. Daha küçük olan kabinlerin sayıları arttırılarak daha fazla sayıda ve hızlı yolcu taşınması amaçlandı. Ancak ne var ki Bursalaılar uzun yıllar kırmızı, 41 kişilik vagonları ile her direk geçişinden sonra içine inme inecekmiş hissine kapılıp heyecanlanan pek çok kişi bu emektar kabinleri pek de kolay unutamayacak.

”Bir kış günüydü bir eski zamandı!  Ulukardeşler  Otelinde babamızın bize sürpriz hazırladığı sömestrde Uludağ tatili için Bursa’ya gelmiştik.  Vapur seferi iptal olunca epeyce gecikmiştik. Kuzenler Teyzem ve Eniştemi de  Bursa’dan alıp son Teleferik’e yetiştik. Önce Kadıyayla Tefer 2 İstasyonuna vardık. Çok kalabalıktı Sarıalana gidecek olan Teleferikte elektrik arızası olmuştu. Geri dönüşler başlamıştı. Biz Sıranın en sonundaydık ve aşağı inişte de arıza olduğu haberi gelince eniştem oldukça gerildi. Bir saat kadar daha orada çay ve kahve içerek bekledik. Sonunda bir yetkili gelip Bursa merkezde de yoğun kar yağışının  olduğunu ve henüz arızanın giderilmediğini söyledi.  Ancak Sarıalan yönüne tekrar çıkabileceğimizi söylediler. Lapa lapa yağan karların arasından yavaş yavaş hareket etti kabin. Herkes heyecanla buz tutmuş camlardan dışarı bakmaya çalışıyordu.  Kabin çok soğuk olmuştu ve dikey çıkışın sonlarına doğru teleferik tekrar durdu. Yetkili sakin ve fazla hareket etmeden durmamızı söyleyip telefona sarıldı. Herkes çok şaşkın ve tedirgin bir halde yanındaki ile fısıltı ile konuşuyordu. O gece o kadar çok kar yağmıştı ki belkide o nedenle hatlarda sürekli kesintiler yaşanmıştı. Aradan yarım saat kadar geçince endişe ve soğuk artmış yetkiliden bir yanıt bekliyorduk hep birlikte. Kuzenlerle üşümemek için birbirimize sarılıp çantadan üzerimize bir şeyler sardık. Hafif rüzgarın da artması ile sallanan Teleferik’te  bir kaç panik bağrışması olunca yetkili sakin olmanın önemli olduğunu gerilerek söyledi. Aslında gerilmesinin nedeni yamaç bitimindeki son direkten hemen önce asılı kalmış olduğumuzu bir tek o biliyordu.

Bir kaç dakika sonra zil çaldı ve yetkili ahizeyi kaldırdı. Sonra dönüp devam edeceğiz dedi. Teleferik tekrar hareket etti. Fakat bir süre sonra tekrar durdu dışarıdan bize doğru ışık tutuyorlardı. Sonra yetkili yine bir şeyler konuştu ve çok az kaldığını ancak daha fazla üşümemek için ve arızanın ne zaman çözüleceğini henüz bilmedikleri için bir merdivenle ve belimize emniyet halatı bağlayarak bizi indirdiler. Biz macera ve meraklı gözlerle bakarken teyzem ise tam bir korku tünelinde gibiydi. Yaklaşık 20 kişi Tefer 1 istasyonuna boyumuzu geçen karların arasında ulaştıktan sonra bize çay ikram ettiler.  Bizi biraz beklettikten sonra  İstasyon şefi yanımıza gelip kar küreme aracının yolu açamadığını bu nedenle otellere ulaşımın mümkün olamayacağını ve buradaki yeni yapılan kulübelerde misafir kalacaklarını sabah otellere veya Bursa’ya gidebileceğimizi söylediler. Herkes rahat bir nefes aldıktan sonra yoğun tipinin arasında sadece bir kişinin geçeceği kar tünellerinden yürüyerek her bir aileyi kulübelere yerleştirdiler. İçerideki şömineleri yakmamızı ve uyku tulumlarını kullanarak uyumamızı söyledikten sonra ayrıldılar. Eniştem ateşi yakıp içerisi iyice ısınana kadar şöminenin başında battaniyelere sarılıp yaşadıklarımızı konuştuk. Gaz lambaları eşliğinde bize getirilen ekmek arası atıştırmaları yerken çeşitli olasılıklardan uzun süre mahsur kalmaktan bahsediyorduk. Ateş kulübeyi biraz olsun ısıttıktan sonra kulübenin dik çatısının hemen altına yapılmış çatı arası bölümüne çıktık. Uzun hikayelerden sonra şöminenin oda içinde oluşturduğu ışık danslarını seyrederek uyku tulumunda uyuduğum o güzel uyku ise dünyanın en güzel uykusuydu benim için. (Not Alıntıdır)!!

https://earth.app.goo.gl/K8zw

https://earth.app.goo.gl/5J6p