Alanya Kalesi, Alanya ilçesinin tam ortası denilebilecek konumda yer alan yarımada üzerinde yer almaktadır. Denize sivri biçimde çıkıntı yapan yarımada deniz seviyesinden 270 metre yüksektedir. Denizin ortasına doğru yükselen konumu ile tarihi dönemi içinde kale yapılacak en iyi yerlerden biridir. Anadolu’da sağlam kalmış sayılabilecek kalelerden biridir. 7 km’yi bulan sur uzunluğu ve 140 adet burcu ile eşsiz sayılabilecek niteliktedir. Savaş için ideal şartlarını sağlaması için en büyük sorunu olan su sağlama işini de açılan 400 kuyu ile çözümlemişler bu kalede.

Ana esasta Dış ve iç kale olarak değerlendirmek mümkün kaleyi. Başlangıç olarak Kızıl Kule alındığında Ehmedek, İç Kale, Adam Atacağı, Cilvarda Burnu Üstü, Arap Evliyası Burcu, Esat Burcu ve Tophane’ye devam eden surlar Kızıl Kule’de son bulur.
ESKİ KALE
Kale’de aynı zamanda çok sayıda tünelde yer almakta. Ancak bu tünellerin girişlerini bulmak bugün pek mümkün değil.
Alanya’nın ilk yerleşimleri oldukça eski. Kent tarihi birikintiler üzerine kurulu olduğu için pek çok eski bilgiye ulaşmak oldukça güç. Yerleşim bölgesi olarak bilinen ilk ismi Korakesium’dur. Bizans döneminde Kalanoros adı ile anılmış. Kentin idaresi uzun yıllar korsanların eline geçmiş ancak M.Ö. 65 yılında Pompeius idaresindeki ordu ile korsanlardan alınıp Roma idaresine geçmiştir. Arap evliyası denilen kilise ve Cilvarda üzerindeki Manastır Roma döneminde yapılmıştır.
Kale eski dönemlerden alt yapılar içermiş olsa da bugünkü haline Selçuklu Devleti Sultanı Allaaddin Keykubat’ın (1200-1237) kaleyi alması ile şehrin ismini Alaiye olarak değiştirmesi ve kalenin yeni imar ile tekrar yapılması ile kavuşuyor. 1221 yılında Kaleyi alan Alaaddin bey kendi adına burada bir saray da yaptırmıştır. 13. yy dönemi olan Kale mimari olarak Selçuk Devletinin tüm izlerini taşımaktadır.
Kente bugünkü adını Alanya olarak Mustafa Kemal Atatürk vermiştir. Kandeleri olarak da bilinen yarımada üzerinde yer alan kalenin bölümleri ise şöyledir.
KIZIL KULE
Alanya Kalesi girişindeki Kızıl Kule Sinop kalesini yapan Halepli usta Ali Reha El Kettani’ye yaptırıldığı bilinmektedir. Kule Alanya’nın simgesi olmuştur. Adını pişmiş kızıl tuğlaların kuleye verdiği renk nedeni ile koyulmuştur. Bölgenin Antik Kentinden olduğu bilinen mermer bloklar kule inşaatında kullanılmıştır. Sekizgen planlı ve her yönü 12,5 metre uzunluğunda 33 metre yükseklik ve ~ 29 metre çapındadır. 5 katlı kuleye 85 merdivenle çıkılır. Ortasında sarnıç bulunan kule denizden gelecek tehlikeye karşı limanı ve tersaneyi korur. Yarımadanın başlangıç noktası Kızıl kule ile başlar. 1950 yılında onarım gören kule bugün 1. katı Etnoğrafya müzesi olarak hizmet veriyor.


TERSANE
Alaaddin Keykubat’ın kenti almasından beş yıl sonra yarımadanın doğu kenarında Tersane yapılmıştır. kemerli 5 gözden oluşan Tersane’nin denize bakan cephesi ~57 metre, Derinlik ise ~45 metredir. Tersane girişinde Sultan Keykubat arması ile süslüdür. Dönem şartları düşünüldüğünde Sultan’ın burayı alması sonrasında imara önem vermesi denizciliğin ve donanmaya verdiği önem ile burada oldukça iyi bir yapılanmanın önünü açtığı anlaşılıyor. Sultan için Sinop ve Alanya’ya sahip olmasının ardından iki denizin Sulatın denmiştir.
TOPHANE
Tersaneyi güven altına almak için yapıldığı bilinen Tophane, Alanya Kalesinin bir diğer görülmesi gereken noktası. Hem tersane hem de Kızıl Kule için önemli bir noktaya yerleştirilen toplar sayesinde yaklaşabilecek tehlikenin önü alınmıştır.
EHMEDEK
Alanya Kalesi’nin Ehmedek Bölümü kalenin Kuzey savunma hattını oluşturur. Herhangi bir şekilde karaya çıkan veya karadan gelen saldırılar için sur yükseltmesi ve okçu saldırısı için hazırlanmıştır. İki ana bölüm halinde toplam 6 kuleden oluşur. Kulelerin özelliği birbiri ile bağlantısı karmaşık yapıda olmasıdır. Her bir kule ayrı bir savunma hattı olacak şekilde ve farklı yüksekliğe sahiptir. En üst kuleden tüm savunma hattı rahatlıkla izlenebilir. Alaaddin Keykubat döneminde ilk hali yapılan bölümde eski Hellenistik döneme ait taşlar kullanılmıştır. Kanuni döneminde deprem nedenli yıkıldığı bilinmektedir.
SARAY
Ehmedek bölümünün hemen arkasında Saray ve İç Kale bölümü bulunmaktadır. Sarayı korumak için güçlü ve yüksek duvarlarla beslenen Ehmedek bölümü ile Saray arasındaki gizli geçit bugün kapalı durumdadır. Ehmedek’ten bir gizli geçidin de Kleopatra havuzuna çıktığı ve Bizans döneminde yapıldığı rivayet edilir.





SÜLEYMANİYE CAMİİ
Ehmedek’ten Bedesten yönünde ilerlediğinizde karşınıza Ömürlü Kemal Atlı Kültür evi ve Süleymaniye Camii çıkar. Sultan Alaaddin 1231 yılında İç Kalenin hemen dışına cami yapılmasını emretmiştir. Cami Ehmedek, Saray, İç Kale ve Arap Evliyası konumlarına tam ortada kalacak şekilde yapılmıştır. Ayrıca Doğu, batı ve kuzeyden tüm Alanya’yı görecek bir konumdadır.

Alanya Kalesi Süleymaniye Cami
Alanya Kalesi içindeki Cami depremde yıkılmasının ardından Sultan Süleyman tarafından yeniden yaptırılmıştır. Ancak Camiinin ilk adı Alaaddin Camii’dir.
İlk halinden farklı yapılan Camide sekizgen Ana kubbenin kuzeyinde yer alan son cemaat yerinde 3 kubbeli yapı tuğla ve kare taş üzerinde yükselmektedir. Caminin Girişinde yer alan taş üzerinde ‘Allah’ yazısı hemen dikkat çekmektedir. Kapı ve pencere kapakları Ahşap işçiliğinin en güzel örneklerindendir.
BEDESTEN
Caminin hemen karşısında yer alır. Karamanoğlu dönemine ait eser 26 odacığa sahiptir. Bedestenin restore edilmeye ihtiyacı var.

Alanya Kalesi Bedesten
DARPHANE
Eski dönemde Kilise olan ve Cilvarda olarak adlandırılan bölge Alanya Kalesi yarımadasının tam uç kısmına doğru olan yere Darphane de denmektedir. İleri karakol olarak kurulan bölümde denizden gelebilecek tehlikeler için nöbet tutulduğu bilinmektedir.

İÇKALE
Alanya Kalesi içinde Rakım olarak yarımadanın en yüksek noktası ve en korunaklı bölgesidir. Arap Evliyası Burcu’nun olduğu yön hariç tüm yönleri gören bir konumdadır.






Allta yer alan resimde İç Kale bölümü ve Saray yer almaktadır. Resmin sol üst köşesinde yer alan Burç Adam Atacağı olarak bilinir.

Alanya Kalesi üstten görünüm
AKŞEBE SULTAN TÜRBE ve MESCİDİ
Sultan Alaaddin’in ilk Kale komutanı Akşebe tarafından 1230 yılında yaptırılmıştır. Minaresi oldukça ilgi çekicidir.

SİTTİ ZEYNEP TÜRBESİ
Türbenin kime ait olduğu kesin olarak bilinmemekle birlikte Kanuni döneminde yazışmalarda Sitti Zeynep olarak geçen belgelerin buradaki türbe için yazıldığı düşünülmektedir. Alanya Kalesi görülmesi gereken önemli tarih varlıklarımızın önde gelmektedir.
Alanya Kalesi sadece Alanya Turizmi açısından değil tüm Türkiye Turizmi açısından oldukça önemli. Yapılacak tanıtımlarla ülkemize daha fazla döviz girdisi sağlayacak önemli bir turistik belde.
Earthgoogle üzerinden kaleyi ve çevresini incelemek için tıklayın!