Priene Antik Kenti

Priene Antik Kenti; Eski Doğanbey köyünde sabah erken ve mis gibi bir hava ile başlıyoruz güne. Bu köyde uyanmak güne başlamak gibisi yok. Ahşap bir pansiyon evinde taze bir havası olan bir oda güzel bir güne uyanıyor insan. Balkonunda mis gibi demli çay kokusu etrafta uçuşan sineklerin ve arıların sesleri kuş sesleriyle karışıyor. Kahvaltı misler ötesi taze ekmek peynir, ev salçası bol zeytinyağlı, köy ekmeğine sürülmüş muhteşem tereyağı mutluluğun diğer adı gibi. Her güzel şey gibi bu kahvaltı da bir müddet sonra bitiyor ve biz Priene Antik Kentine doğru 11 km’lik kısa bir yolculuğa çıkıyoruz.

NASIL GİDİLİR

Priene Dilek yarımadası dağlarının güney yamaçlarında, Didim yönünden gelenler için Milet Antik kentinden geneli dümdüz olan 20 km’lik bir yol gelmeleri gerekiyor. Didim-Güllübahçe yolunda Söke yönünde Tuzburgazı ve Atburgazı köylerinden hemen sonra Priene Antik Kenti tabelasını görebilirler. Kuşadası Aydın yönünden gelenler ise Milas Söke yolundan çıkarak Güllübahçe yoluna saparak Akçakonak köyünden hemen sonra Antik kenti görebilirler. Fotoğraf tutkunları için ikindi ve sonrası saatleri harika kareler yakalamak için ideal bir zaman.

PRIENE

        

  

PRİENE ANTİK KENTİ

Antik Batı Anadolu’nun en önemli ve büyük kenti olan Efes ve Milet’in tam ortasında bir antik kent vardır ve dağların arasında yer alan bu enteresan kentin adı Priene’dir. Menderes nehrinin 2 bin yıl süren alüvyon ile oluşturduğu coğrafyada Eski Prien Antik kenti muhtemelen Alüvyon altında kaldı. Zamanla taşkınlar ve toprak kaymaları ile dolan eski kentin sakinleri kenti su basmayacak bir yere taşıyalım derken ipin ucu biraz fazla kaçıp bu dağın eteğine kenti taşımışlar.

Elbette Osmanlı döneminin en büyük zaaflarından biri Antik kentlerin öneminden ve içlerindeki hazinelerden bihaber olmalarıydı. Güya Arkeolog olan bilim adamı olarak gelen soyguncular Priene Antik kentini soymayı ihmal etmediler. Ben bugün bile devam ettiğini düşünüyorum.

Bize kalanlarsa altın gümüş olmasa bile tarihi bir miras ve iyi bir koruma ile müze olarak para basmaya devam edebilir. Priene’de yıllar geçmesine rağmen tek bir sütunda düzenleme bile yapılmadı elbette. Tabi Aspendos’a yapılan beton sıvaları düşününce bırakın dağınık kalsın demiyor da değilim.

Priene Antik Kenti Söke yönünden Bodrum yoluna girdiğinizde 5. km’de yer alıyor. Güllübahçe asfaltı üzerinden sağa ayrılan yol ismini Alman kazıcıların geçen yüzyılda kullandıkları konuttan alıyor. Priene Antik kentinin nehir yatağından 230m rakımlı tepeye taşınması Milattan Önce 350’li yıllara rastlıyor. Yaklaşık 2500 yıl önce neredeyse. Anadolu’da nam yapmış yedi bilgeden biri olan Bias Priene’li. Bu kadar büyük yağma ve soygun sonunda Gemilerle taşınan altınlara sahip kentten geriye sadece bir adet sikke bulunmuş. Kentin eteğine kurulduğu Mykale oldukça sarp ve kayalık. Kapadokya Kralının Asi oğlu Orophernes’in kente ilgisi büyüktü. Athena Tapınağı oldukça çılgın bir mimariye sahip. Mimarı da zaten çılgın bir adam olan Pytheos. 6X11 sütunlu tapınak elden geçmesi halinde oldukça önemli bir yapıt haline gelebilir.

ANTİK TİYATRO

5000 Kişilik tiyatrosu ise Anadolu’da rastlamayacağınız özellikte ve güzellikte. Protokol sıraları her zamanki gibi ilk sırada, ancak sahne ile sıralar arasında Kral ve maiyeti için özel mermer koltuklar bulunuyor. Oldukça da konforlu olan bu koltuklar aynı zamanda önemli karar ve toplantıların da burada yapıldığını gösteriyor.

Kentte İskender Evi, Pyrtaneion, Kybele Temennosu, Bouleterion, Zeus Tapınağı, Gymnasium ve yine ilginç biçimde mısır tanrılarının tapınağı yer alıyor.